Merhaba sevgili anneler;
0-2 yaş güvenli bağlanma döneminin bitimini izleyen ayrılma sürecinin ilk basamağı biz anneleri telaşlandıran "sütten kesme süreci"

Benim kızımla sürecimin başlamasına iki hafta var, öncesinde Adem hocadan aldığım bir tavsiye ile saat farkındalığı kazandırdık. Bunu ve ayrılma sürecimizi detayla anlatmak üzere oluşturduğum instagram profilindeki (gulbaharsulu ismi ile) yazımı direkt kopyalayacağım;

"Bağlanma günlerini geride bırakmaya gün sayıyoruz. Esasında bu profili açma sebebim de buydu Pedagoji Okulundaki annelerden aldığım sorular daha geniş bir kitleyle paylaşılabilir belki diye hem de orada kendi sürecimden çok annenin sorusuyla ilgilendiğim için buradan kendi hikayemi yazmak istedim. 24. Ayımız 24 Ekim'de doluyor inşallah. Ayşe Ranâ 0-2 yaş bağlanma döneminden, 2-4 yaş güvenli ayrılma dönemine geçiyor. Ayrılmanın ilk basamağı "sütten kesme süreci" Sürece haftalar kala Adem Hocamla görüşürken Ayşe Rana'ya saat kavramını öğretebileceğimden ve bunun sütten kesmede bayağı işimi kolaylaştıracağından bahsetti. Öncelikle bu iş için saniye çubuğu olmayan, sadece akrep ve yelkovan olan görseldeki gibi bir saat alıyoruz. Bu İkea'nın Pugg model saati, biz bunu kullandık, rakamların anlaşılırlığı, dümdüz beyaz olmasıyla Adem hoca da bu saat üzerinden örnek vermişti ben de gidip aynısını aldım kendimi yormadım aramaya 😆 ikinci ve en önemli adım yavrucuğunuzun saatle bir bağ kurması ve yelkovanın hareket ettiğini fark etmesi. Biz bunu şöyle yaptık iki gün boyunca bu saati yanımızdan hiç ayırmadık. Tık tık sesini dinledik, sevdik, her oyunumuzda yemeğimizde "Aaa oyun saati, yemek saati" diye dikkati saate çektik. Onun başka odaya geçince gidip saati getirmesini istedim. Yelkovanın X'e gelince parka gideceğimizi söyledim, sen bana söyle saat buraya gelince dedim. Neyse biz saati iki gün noyunca sevdik ve hep yanımızda taşıdık. Sonrasında; ikimci günün bitimimdd bir oyın oynadık, yelkovana yakım bir yerde elini tutmasını yelkovanın elini tik tik yaparak yakalayacağını anlattım. Şarkılarla türlü şebekliklerle. Yelkovan eline gelip de Ayşe Rana heyecanla "eliiiiii" diye bağırınca hıh! Dedim olacak bu iş. Ertesi gün Pazartesiydi babası evde yoltu ve bu onun için büyük bir dertti 😬 Ama bu dert sandığım tutturmaları böyle bi hayra vesile olacağı ve böylece çözüleceği kimin aklına gelirdi. Akşam eşim gelene kadar defalarca baba krizine giren Ayşe Rana'ya saat üzerinde gösterdim, küçük buraya gelince baban gelecek diye şarkı yazarak. Gidip gelip saati gösterdi bana, babasının saatini anlattı 🤧 o bekleyiş ve tam o saatte babasının gelmesi bizim hikayemizin mutlu sonu👇 Şu anda çok sevdiği bir şarkıyı dinleyeceği saat, babasının geleceği saat onun kafasında net ve gidip gelip gösteriyor; saat oraya geldiğinde heyecanlanıyor. Hala oyun odamızda genelde bizimle beraber, yatarken de yanımıza alıyoruz. Sütten kesmeyi kademeli olarak yapacağım için bir sonraki süt saatini anlatmada epey işime yarar gibi geliyor. Daha büyük evladı olan anneler de, belli işlerin yapımı ve bitişi için yavrularına saat farkındalığı kazandırabilir ve böylece inatlaşma-tutturmaların önüne geçilebilir. Zira ben başka konularda da bunun rahatlatıcı etkisini çok hissettim. Örneğin Ayşe rana son aylarında iyice babasına düşkünleşti; gün içinde sürekli baba diyip ağlıyor ve tutturmaya başlıyordu. Gelecek demem onu çok kısa bir süre sakinleştiriyordu. Saat üzerinde babasının geleceği saati somutlaştırmak, belki de ondaki bir kaygıyı aldı, belki babasının geleceğini söyleyip hemen gelmemesi onu kaygılandorıyordu, küçük dünyasını bilemiyoruz. Bilmenin tadını almak onu rahatlattı. Beni de bazı şeylerin bitiş saatini belirtmek rahatlattı. Darısı tüm anneler ve çocuklarının başına"