uzun zamandır aile toplantısı olacaktı. sadece bayanlar. ben de haftalar öncesi davet edildim. ama gün belli değildi . ya bu hafta sonu ya da diğer hafta sonu denildi. neyse... toplantıya katılacak olan birisi ile aramız açık. aslında ben arayı düzeltmek normal olması için çabalıyorum . hatta elimle ufak bir hediye işliyorum. versem belki yelkenler suya iner diye. sadece hep niyette kalıyor. o gün işte idim telefonum arıza yaptı ve kapandı. sonra eşim geldi. annem seni aradı mı dedi. yok dedim ne oldu. bilmem bir yere gidecekmiş... ne zaman geleceğini sordu. bende eşime sordum falanca akrabaya mı. hayır dedi. annem bir şey demedi. neyse ben eve koşa koşa gittim. bebeğim kayınbabam kucağunda idi. aldım kucağa, babam ,uykusu gelmiş sanırım ağlıyor dedi. evimize geçtim. tabi annem gitmiş.. evlerde birbirine yakın olduğu için 4 saat sonra akrabaların oradan çıkıp dağıldığını görüyorum. annem bana ikramlardan bir tabak yapmış getiriyor. sen gelmedin diyor bana iyi de kimse bana oraya gidiyoruz demedi ki. haberim bile yok. neyse aradan 2 hafta geçti. misafir alan ev sahibi o kadar sana haber saldık kızım neden gelmedin dedi... kime dediniz dedim. annene ve babana dedik . sende gel diye. o an nasıl üzüldüm anlatamam. ben barışmak için çabalayıp duruyorum. annem ile babam da bizi hep ayrı tutuyor. bıkktım dargınlıktan. bugün yine aile meclisi toplantı var. bana siz hediyenizi verin biz veririz onlara dediler. sende gelmek ister misin. hiç sormadılar.. neden çünkü o dargın olduğumuz şahsın arbası ile gidilecek. ve biz yine ev hapsi. çocuğun anne neden bizde gitmiyoruz sorularıyla baş başa kalcağım. annem babam hiç çabalamıyorlar dargınlığı gidermek için. bana bize değer vermiyorlar gibi geliyor. bu akrabalar arasında ki entrikaları bir çoğumuz eminim yaşıyordur. ben artık dayanamıyorum. yabancı memleket benim için. öz ailemden uzak. malesef düştüm bir kere entrikalar içine. kıramıyorumm şeytanın bacağını. onlar annemlere yemeğe geldiğinde ki hafta da 1 gelirler. şeytan diyor çık sende yukarıya merhaaabbaaaa ben geldim de otur sofraya . sanki bir şey olmamaış gibi...olmuyor yapamıyorum. hep o şahsın elinde bıçakla sallayıp bana bağırıdğı o günü unutamıyorum... evliliğimi bile yıprattı o gün. (( nasıl üstesinden gelmeliyim. kendimi nasıl toparlamalıyım. sosyal çevrem yok burada . ev iş ev iş
hani bazı şeyleri kendiliğine bırakıyorum. ya onun benle sorunu yok diyorum ... ama sonra yine hortluyor o acı.eziklik, değersizlik, kıymetsizlik, kıyasma, nefret ettiğiim ne duygu varsa hepsi kol kola...... bir dingillik gerek bana ama nasıl....